Bültenler

2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali devam ediyor
Uluç Bayraktar’dan sıra dışı bir film

2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nin ikinci günü Ulusal Yarışma , özel seçki film gösterimleri, söyleşiler ve Müzik Konulu Kısa Film Atölyesi ile devam etti.

Uluç Bayraktar’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, senaryosunu Damla Serim ile yazdığı sıra dışı bir film 9,75 sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Festivalin Ulusal Yarışma başlığı altında gösterilen film, Mehmet Eroğlu’nun beyazperdeye uyarlanan 9,75 Santimetrekare kitabının derinliklerini en ince ayrıntısına kadar işliyor. Film, Güneydoğuda yaşayan Zinar ve ailesi ile batıda yaşayan ve yakın zamanda öleceğini bilen, kendiyle savaş halindeki travmaları olan yazar Ahmet (Nejat İşler)’in hikâyesini anlatıyor.
Film gösteriminin ardından film eleştirmeni ve yazar Burak Göral’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye, filmin oyuncularından Şükran Aktı ve film müziğinin bestecisi Avi Medina katıldı.
Şükran Aktı söyleşide; “Filmin kısa ama çok etkili sahnelerine sahibim. Çok sevdiğim severek çalıştığım bir rol ve film oldu” dedi. Avi Medina ise konuşmasında; “Filmi çok cesur buldum. Filmin Türkiye’de kolay kolay anlatılamayacak bir hikaye anlattığını düşünüyorum. Filmde bence en önemli şey anlattığı hikayenin cesurluğu” diye konuştu.

Müzik Temalı Kısa Film Geliştirme Atölyesi Başladı.
Proje sahipleri Festival kapsamında İzmir Sanatta beş gün boyunca Kısa Film Proje Yarışması’nın seçici kurul üyeleri; Işıl Özgentürk, Tahsin İşbilen, Cumhur Bakışkan, Nihat Durak, Hilmi Etikan, Vecdi Sayar ve Prof. Lale Kabadayı’nın danışmanlığında gerçekleşecek atölyenin ardından filmlerini çekecekler.

Müzik Temalı Kısa Film Geliştirme Atölyesi’ne katılan 10 film projesinin sahipleri sahneye çıkıp kendilerini tanıttı, filmlerini anlattı. Sonrasında Kısa Film Proje Yarışması’nın seçici kurul üyeleri, proje sahiplerine 5 gün süresince neler yapacaklarına dair bilgiler verdi.
Jüri üyesi Işıl Özgentürk yarışma hakkında; “Atölye; kurmaca, belgesel ve animasyon olarak çeşitli bölümlere ayrıldı ve herkes senaryosuyla geldi. Senaryoları daha ileri bir düzeye altlatıyoruz. Son derece keyifli bir atölye” diye konuştu.

Proje yarışmasında seçilen projeler ve yönetmenleri şunlar:

- Sensiz Senler/ Nisa Nemutlubakış
- Radyodaki Şarkı/ Aslı Coşar
- Nokta/ Hakan Gül
- Mardin Diller ve Dinler Korosu/ Elif Yiğit Aygün
- Sevgili Marsias/ Simge Günsan
- Musiversalism/ Orçun Buldaç
- Notalar Susmaz/ E. Kemal Mert
- Playback/ Onur O. Akşit
- Bosna Gece ve Müzik/ Şenol Çöm
- Elbet Bir Gün/ Enes Yıldız.

Nino Rota üzerine söyleşi
İzmir Sanatta Federico Fellini’nin Otto e Mezzo filmi öncesinde, Vecdi Sayar moderatörlüğünde  Nino Rota söyleşisi yapıldı. Fetay Soykan söyleşi hakkında “Nino Rota’yı biz Fellini’nin ve diğer İtalyan Yönetmenlerin filmleriden biliyoruz. Nino Rota çok sağlam bir müzik eğitimi almış bir müzisyendir. 150 kadar yerli ve yabancı film müziği beslerinin yanı sıra ünlü film Baba’nın müziğini de bestelemiştir” dedi. Söyleşinin ardından Federico Fellini’nin Ottto e Mezzo filmi izlendi.


2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali tüm hızıyla devam ediyor
Yalın ve Güçlü Bir Dram: Zin ve Ali’nin Hikayesi

Mehmet Ali Konar’ın yönetmenliğini yaptığı, ‘’Zin ve Ali'nin hikayesi’’ sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Festivalin Ulusal Yarışma başlığı altında gösterilen film, oğlu İstanbul’da öldürülen Bingöl’ün köyünde yaşayan bir kadının bütün toplumsal ve politik baskılara rağmen oğlu için bir düğün halayı kurma mücadelesini anlatıyor.
Sinema eleştirmeni ve yazar Burak Göral moderatörlüğünde film söyleşisi yapıldı. Söyleşide filmin Yönetmeni Mehmet Ali Konar, “Yaklaşık iki yıl oldu filmi çekeli. Genelde bu tarz filmler yapıyorum. Hisler, insanlar, aileler genelde bu tür konuları işlemeyi seviyorum. Beni sinemaya iten şey bu… Oyuncu arkadaşlarıma da bunun bir yas filmi olduğunu, bu dilde nadir bir örnek olacağını anlattım. Bunu yaparken de temel yolumun fantastik öğelerle, bu yas fikrini hikayesini belgelemek istediğimi söyledim. Bana göre çok hassas olan bir mevzuya girmek istedim. Böyle şeylerden kendi kendime korkmadığımı ispat etmek istedim ve böyle bir film çıktı” diye konuştu.

Erdem Tepegöz’den Distopik Bir Film: Gölgeler İçinde
Yönetmen Erdem Tepegöz’ün sınırları aşan filmi Gölgeler İçinde, Festivalin Ulusal Yarışma başlığı altında gösterildi. Film  zamansız ve mekânız distopik bir hikayeden oluşuyor. Bilim-kurgu türündeki filmde, ilkel bir teknolojiyle yönetilen bir fabrikada çalışan maden işçisi, çalıştığı makinenin sorun çıkarmasıyla içinde bulunduğu sistemi sorgulamaya başlar ve fabrikanın bilmediği derinlikleriyle yüzleşir.
Film gösteriminin ardından Sinema eleştirmeni ve yazar Burak Göral moderatörlüğünde film söyleşisi yapıldı. Söyleşide Erdem Tepegöz, “Bende bir İzmirli olarak bu salonda filmi göstermekten çok müteşekkirim. Filmin hikayesi aslında benim pandemiden önce temel olarak sorduğum bir soru vardı kendime; Neyin içindeyiz? sorusu. Biraz onu anlatmak istedim. Alegorik olarak anlatmak istedim. Bir ‘’kapalı sistemde ya yalnızsak! ve duvarın arkasında ne olduğunu sorguluyorsak’’ düşünceleriyle çıkmıştı film. Cevabını bulmakta biraz zorlanıyordum ve soruyu da izleyicilerle birlikte sormak istediğim için bu film ortaya çıktı” diye konuştu.

Bitmeyen Bir Masalı Yaşamaktan Bıkmayanların Hikayesi

Tayfun Belet’in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği, belgesel filmi Unkapanı: Bitmeyen Masal izleyicisi ile buluştu. Tayfun Belet, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın yeni yüzünü belgesel haline getirdi. Kaset ve CD piyasasının çöküş yaşaması, yerini tamamen dijitalleşmeye bırakması sonucu bir zamanların şöhret kapısı olarak görülen Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın koridorlarının boşalmasını anlatan film, bitti denilen masalı hayalleri uğruna terk etmeyen insanların trajikomik hikayesini anlatıyor.
Vecdi Sayar moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Tayfun Belet; “ Çok heyecanlıyım çünkü çocukken ilk sinemaya geldiğim yerdeyim. İnşallah filmi çok beğenirsiniz. Belgesel benim hep aşkım olarak devam ediyor. Gerçekten inanarak bir film yapmak için elimizden geleni yapıyoruz. İstanbul'da yaşamaya başladığımdan beri Unkapanı Plakçılar çarşısı hep aklımdaydı. Kaset yok, CD yok. Dijitalleşti her şey. Ama bu insanlar ne yapıyor? Sorusu belgeselci içgüdüsüyle ortaya çıktığında bir gidip bakalım dedik. Ve böyle bir süreç gerçekleşti. Film biraz zorlu oldu ama bitirdik”  dedi.

İşçi Göçünün Tarihini Müzikal Açıdan Anlatan Film: Aşk Mark ve Ölüm
Aşk Mark ve Ölüm belgesel filmin yönetmeni Cem Kaya ile Film söyleşisi yapıldı. Film, Almanya'ya 1961 yılında başlayan işçi göçünün tarihini müzikal açıdan anlatıyor.
Film, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden başlayan göç dalgasıyla birlikte, Almanya’nın en büyük yeraltı müzik sahnesinin anlatılmamış hikâyesini gözler önüne seriyor. Cem Kaya söyleşide, “Filmin konusu Almanya’da gurbetçilerin müzikleri ama aynı zamanda da Almanya’ya göçün tema olarak hikayesi. Onu harmanlayarak anlatmaya çalıştık, filmi üçe böldük; Aşk Mark ve Ölüm. Bir aşk bölümü var ilk jenerasyonu anlatan. Bir mark bölümü var orada ekonomik durumu anlatıyoruz. Hem paralar nasıl kazanılıyor? Nasıl harcanıyor? Eğlence kültürü, gazino; Bir de ölüm bölümü var. Onu biz farklı yorumladık. Çünkü Almanya'daki doksanlı yıllardaki yabancılara karşı saldırılar sonucu çok fazla insan öldü. Oradan da yeni bir müzik kültürü, ikinci ve üçüncü jenerasyonun yaptığı rap müzikler ortaya çıktı. Özellikle doksanlı yıllarda bu Türkiye'ye de yansıdı. Filmi bu üç bölüme böldük. Şimdi de festivallerde geziyor” diye konuştu.

Cazın Gücünün Irk Ayrımcılığa Karşı Mücadelesi
Ümran Safter’in yönetmenliğini yaptığı belgesel filmi Kapıyı Açık Bırak sanatseverler ile buluştu. Belgesel film, ırk ayrımcılığının yoğun olduğu dönemde, Amerika'ya giden iki gencin (Ahmet ve Nesuhi) müziğin yardımıyla ırk ayrımcılığına karşı mücadelesini anlatıyor. Filmden sonra yönetmen Ümran Safter ile söyleşi yapıldı. Ümran Safter konuşmasında, “ 2018 yılında bir Amerikan gazetesinde Ahmet Ertegün ile ilgili küçük bir haber okumuştum. Hepimiz Ahmet Ertegün’ü biliyoruz; Çok önemli bir müzik adamı. Onun 1930 ve 1940’larda Amerika’da ırk ayrımcılığının çok yoğun olarak yaşandığı dönemde müziğin gücüyle ırk ayrımcılığına karşı nasıl mücadele ettiğine ilişkin çok bilgim yoktu. Haberde, bunu anlatıyordu. Çok ilgimi çekti. Bu müthiş bir belgesel olur dedim. Kısa sürede aile ile irtibat kurdum hem de Amerika’da ki cazla ilgili çalışan prodüktörlerle, yazarlarla, gazetecilerle konuştum ondan sonra da çekim süreci başladı” dedi.


2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali tüm hızıyla devam ediyor
Ferit Karol’dan Hayatı Sorgulatan Film; Kumbara

2. Uluslararası İzmir Film ve Müzik Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde Ferit Karol imzalı Kumbara filminin gösterimi yapıldı.

Kumbara filmi hayat mücadelesi içinde birçok dertle uğraşan ve ek iş yapmaya başladıktan sonra başka bir insan haline gelen bir adamın hikayesini anlatıyor. Hayatın bizi en yakınımızdaki insana ne kadar yabancılaştırabileceğini sorgulatıyor. Ferit Karol “Beklentilerimiz, korkularımız, kendimizi var etme çabamız bizi en yakınımızdaki insana ne kadar yabancılaştırabilir?’’ diye soruyor ve ekliyor: “Bu soru filmi yapma motivasyonunun temeliydi.

Film gösteriminden ardından sinema eleştirmeni ve yazar Burak Göral moderatörlüğünde, filmin söyleşisi yapıldı. Söyleşiye Yönetmen Ferit Karol ve oyuncu Murat Kılıç katıldı. Söyleşide filmin Yönetmeni Ferit Karol şöyle konuştu: “Babamın hikayesinden yola çıkarak yazdığımız bir senaryoydu. Babaannemin Alzheimer olduğunu öğrendim ve sonra şunu düşündüm; Babam tek çocuktu Babaannem ölürse her şey ona kalacaktı. Bu konuda düşünmeye başladım. Babam acaba ne hissediyordu? Babaannemin varlıklı olduğu için ölmesini mi isterdi? Sonrasında aklıma bir soru geldi hayat bizi en yakınımızdaki insana ne kadar yabancılaştırabilir? Bu soruyu sormak istedim filmde.’’
Filmin oyuncusu Murat Kılıç ise “Ben filmdeki olayı yaşayan bir insanım bende evliyim çocuğum var bende ekonomik krizlerden geçtim birlikte dayanışarak atlattık’’dedi.

Türkiye’yi dünyaya tanıtan sanatçı Ahmet Muvaffak Falay
Deniz Yüksel Abalıoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı belgesel filmi de festival kapsamında “Maffy’s Jazz” sanatseverler ile buluştu. Abalıoğlu’nu  2016 yılında Ahmet Muvaffak Falay’ı İsveç’teki evinde ziyaret etmesi ile başlayan belgesel projesi, sanatçının önemli katkıları ve aralıklı yapılan bir çalışma ile 5 yıl sürdü. 92 yaşında hayatını kaybeden dünyaca ünlü caz trompetçisi “Maffy Falay” adıyla ünlenen Ahmet Muvaffak Falay'ın yaşamı ve müzik serüvenini konu alan belgesel film, Maffy’nin giderek yok olan kuşağının ve müziğinin ardından düştüğü yalnızlığı anlatıyor. Söyleşi öncesi trompet sanatçısı, Uğur Sayınbatur konuklara kısa bir müzik ziyafeti sundu.
Vecdi Sayar moderatörlüğündeki film öncesi söyleşide filmin yapımcısı ve yönetmeni Deniz Yüksel Abalıoğlu, Maffy Falay’ın evinde, farklı zaman dilimlerinde eşlik ederek çektiği bu belgeseli şöyle anlattı: “Maffy İzmirli ben de İzmirliyim. O yüzden bugün bu salonda ve İzmir’de gösterim çok önemli. Biz yılllar evvel İzmir’de tanışmıştık. Sonrasında iletişimimiz hiç kopmadı. Film için İsveç’e yanına gittim. Filmi izleyince anlayacaksınız, biraz onunla yaşayarak yaptım bu filmi. Çok büyük bir ekip yoktu çünkü daha samimi bir havada geçmesini istiyordum. Sanki böyle evin içinden birisi çekmiş gibi bir havada olsun istiyordum. Umarım başarmışımdır.’’

Hayat ile Savaşı Bitmeyen Bir Kadının Hikayesi
Canan Gerede’nin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmi Aşk Ölümden Soğuktur da sinemaseverler ile buluştu. Festivalin özel gösterimler bölümündeki Aşk Ölümden Soğuktur, kocası tarafından şiddete uğrayan ünlü şarkıcı Bergen’in yaşadıklarından ilham alan kurmaca türünde bir film.

Bir pavyonda dansözlük yapan Belgin, polis baskını sonucunda onu kurtaran kumarhane sahibi Ali’ye yakınlık duyar, evlenirler. Bir süre sonra Ali’nin eski sevgilisinin ortaya çıkmasıyla ayrılırlar. Ortadan kaybolan Ali geri döndüğünde ise Belgin ünlü bir şarkıcı olmuştur. Belgin’in yakasını bırakmayan Ali, genç kadının hayatına müdahale etmeyi sürdürür…

Film gösteriminin ardından, moderatörlüğünü Vecdi Sayar’ın yaptığı söyleşide filmin yönetmeni Canan Gerede ve oyuncu Bennu Gerede  ile söyleşi yapıldı. Canan Gerede; “Bergen benim her zaman ilgimi çeken çok farklı bir kadındı. Roberts Movie adında bir film yaptım. O film tamamen yabancı bir filmdi. Bir de kendimi Türk filmi yapabilirim şeklinde ispat etmek istediğim için, Bergen konusunu seçtim. Araştırmalarım sonucunda senaryosunu yazdım” dedi. Bennu Gerede ise “Ben aslında setin arkasında çalışıyordum. Senaryoda çok katkım oldu. Senaryoyu ezberlemiştim. Ben oynayayım bari dedim. Oyunculuk hevesim vardı ve oldu’’ diye konuştu.

Murat Meriç ile Şarkılı Filmler Söyleşisi
Müzik yazarı ve eleştirmen Murat Meriç festival için gerçekleştirdiği söyleşisinde, Türkiye’de farklı dönemlerde yürütülen müzik politikalarındaki değişimin yanı sıra Türkiye tarihi boyunca önemli dönem ve kırılma noktalarının müziğe yansımalarını şarkılı filmler söyleşisi ile örnekler göstererek anlattı.
Bir saat boyunca akıcı anlatımı ile dinlettiği müzikler sayesinde bilgilendirici ve keyifli bir atmosfer kuran Meriç; “Bugün burada şarkılı filmlerden söz edeceğim. Daha çok anlatmaktansa bir şeyler izletmeyi ve dinletmeyi tercih edeceğim. Şarkılı film dediğimiz aslında hepimizin hayatında bir şekilde yer etmiştir. Hepimiz şarkılarla ve filmlerle büyüdük. 1930’lu yıllardan itibaren şarkılar filmlere girmiş ve hikaye orada başlamış’’ açıklamalarında bulundu. Sunumun sonrasında sanatseverlerin sorularını yanıtladı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Pop Orkestrasından konser ziyafeti
İzmir Büyükşehir Belediyesi Pop Orkestrası tarafından Nostaljik Aşk Şarkıları konseptiyle Kültürpark’ta gerçekleşen konser, dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı.
Konserin ardından Kültürpark Açık Hava Sinemasında 1953 yapımı Beklenen Şarkı filmi izleyicisiyle buluştu.

Menekşe Çam’dan Karikatür Sergisi
Menekşe Çam’ın sinema ve müzik dünyasından yerli ve yabancı ünlülerin portre karikatürlerini kendine özgü yorumla ele aldığı 25 eseri Samanyolu Portre Karikatür Sergisi ise İzmir Sanat`ta açıldı.


2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali tüm hızıyla devam ediyor
Tufan Taştan’dan politik bir masal; Sen Ben Lenin

Tufan Taştan’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği ilk uzun metraj filmi Sen Ben Lenin izleyici ile buluştu. Festivalin Ulusal Yarışma filmi olan kara mizah türündeki film; Türkiye’de bir sahil kasabasına ulaşan Lenin heykelinin neler yaratabileceğinin, “Heykelin kasabanın meydanına dikilmek istenseydi neler olurdu?” sorusunun peşine düşüyor.

Akçakoca kasabasının tek kurtuluş umudu turizmdir. Tam da bu sırada dalgalar, kasaba sahiline ahşap bir Lenin heykeli getirir. Heykelin turistlerin ilgisini çekmesinin ardından belediye, heykeli meydana diker. Ülke gündeminde de yer alan bu heykel, herkesin dilindedir. Başbakan ve Rus heyeti ile birlikte görkemli bir açılışın planlandığı sırada Lenin heykeli çalınır. Ankara'dan özel olarak görevlendirilen tecrübeli iki polisin heykeli bulması için sadece on iki saatleri vardır. Eldeki delillerse kasabanın geçmişine uzanan bir yolun açılmasına neden olur.

“Sen Ben Lenin” Ekibiyle Söyleşi
Karaca Sinemasında yapılan filmin gösterimine seyirciler yoğun katılım gösterdi. Gösteriminin ardından film eleştirmeni ve yazar Burak Göral’ın moderatörlüğünde söyleşi gerçekleşti. Söyleşiye filmin yönetmeni ve senaristi Tufan Taştan, filmin oyuncularından Barış Falay, filmin yapımcısı Zeynep Ünal ve film müziklerini yapan Barış Diri katıldı. Film ekibi seyircilerin sorularını da cevapladı.
Filmin yönetmeni ve senaristi Tufan Taştan; “Filmimizi 12 günde 6 yıllık bir planlama sürecinden sonra çektik. Bu film bir dayanışma filmiydi. Bana yardım eden, yönetmenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Yarattığımız kurmaca kasabada Lenin’i kasaba meydanına diktirip bir de üstüne çaldırarak kendi hikâyemize giriştik. Sinemanın büyüsü de bu olsa gerek. Gerçekten yola çıkmak ama kendi gerçeğini yaratmak. Lenin’le başlayan ve Ahmet Abi’yle son bulan bir filmde bulduk kendimizi” dedi.
Filmin yapımcısı Zeynep Ünal, “Filmi 12 günde çektik. Bu yüzden arı gibi çalıştık. Hikayenin gücüne çok güveniyordum. Tufan’ın da yönetmenliğini bildiğim için kendi adıma da çok mutluyum” diye konuştu.
Filmin müziklerini yapan Barış Diri ise “Film bana geldiğinde çekilmişti. Filmi çok beğendim. Filmin bir şarkısı olması lazım dediler ve Edip Cansever Mendilimde Kan Sesleri’ni söylediler. Onu nasıl yapacağız dedim ama bir şekilde altından kalktık sanırım” dedi.
Filmin başrol oyuncularından Barış Falay ise; “Filme çok kısa bir sürede hazırlandım. Televizyon sektöründe çalıştığım için anında tepki verebilme, ani refleks gösterebilme kabiliyetin gelişiyor biraz onun etkisinden sanırım. Biraz da bu filmin hikayesi önde bir iş. Performans anlamında ben çok memnumum yaptığım işten” diye konuştu.

Baskılara Karşı Müzik ve Notaların Yolculuğu
“Müziğin İzinde” bölümünde 4 ayrı belgesel filmin gösterimi yapıldı. Notaların Yolculuğu ve Baskılara Karşı Müzik başlıklarında; Türkiye’den Kardeş Türküler müzik grubunu anlatan Sercan Meriç imzalı “Hatırla”, Ermeni rock grubu Lav Eli’nin hikayesini anlatan Eduard Paskevichyan imzalı “Lav Eli:Rock’s Open Nerve”, Girit’te yaşayan bir müzik topluluğu olan Yar Aman Müzik Kolektifi’ni anlatan “Ada sahillerinde 200 Yıl” ile Adela Peeva imzalı “Bu Şarkı Kimin” belgesel filmleri gösterildi.
Gösterimlerin ardından Vecdi Sayar moderatörlüğünde yapılan söyleşiye Yar Aman Müzik Kolektifi grubunun temsilsici, Georgios Tzanetos ve Lav Eli: Rock’s Open Nerve filmimin yönetmeni, Eduard Paskevichyan katıldı.

Ünlü Yönetmen Tony Gatlif ile Gümüş Ayı Ödüllü Meltem Kaptan İzmir’e Geliyor
Dünyaca ünlü Cezayir asıllı Fransız Yönetmen Tony Gatlif, 2’inci İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nin konuğu olarak İzmir’e geliyor. Roman kültürü üstüne filmleriyle tanınan, Cannes Film Festivali En İyi Yönetmen ve César En İyi Müzik Ödülü sahibi Gatlif, “Geronimo” ve “Transilvanya” filmlerinin gösterimine, sonrasında da söyleşilere katılacak. İzmir Sanat’ta gösterilecek filmlerin gün ve saatleri şöyle:

Geronimo: 17 Haziran Cuma Saat 16:30
Transilvanya: 17 Haziran Cuma Saat 19:00

72. Berlin Film Festivali’nde Meltem Kaptan'a En İyi Başrol Performansı ödülünü getiren ve En İyi Senaryo ödüllerini kazanan Rabiye Kurnaz George W. Bush’a Karşı ise Meltem Kaptan’ın katılımıyla 16 Haziran 21.00’de Kültürpark’ta gösterilecek.

2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali internet sitesi: http://www.ifmfest.com/
Instagram: izmirfilmmusicfest
Twitter: izmirfilmmusic
Facebook: İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali
Haber ve görüntü için: 0507 093 70 00


2’inci İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali başladı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü destekleri ve Kültürlerarası Sanat Derneği işbirliği ile düzenlenen 2’inci İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali başladı.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yapılan gecenin açılış konuşmasını Festival Yönetmeni Vecdi Sayar yaptı. Vecdi Sayar konuşmasında, “ Geçen yıl Pandemi koşullarında başlattığımız festivalimiz artık çok daha sağlam ilerleyecek, büyüyecek. Bu gece olduğu gibi sinema salonlarımız dolacak. İzmir seyircisinin desteğiyle ve sahiplenmesiyle adından söz ettiren saygınlığa kavuşacak” dedi. 

“Amacımız sinemanın ve müziğin daha çok konuşmasını sağlamak”
Gecede konukları selamlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu; “Bu akşam açılışımızda çok önemli bir konuğumuzu ağırlıyoruz.  Onun müzikleriyle bütün bir geçmişimizi film şeridi gibi hatırlıyoruz. Sayın Zülfü Livaneli’yi bu akşam konuk etmekten, bizleri onurlandırmasından son derece bahtiyarız. Bu festivalle İzmir, kültür sanat alanında çok daha güçlenecek. Zira amacımız; sinemanın ve müziğin susmadığı, tersine daha da çok ürettiği, konuştuğu bir Türkiye yaratmak” diye konuştu. 

Zülfü Livaneli’ye Onur Ödülü
Festivalin Onur Ödülleri bu yıl müzisyen-yazar-yönetmen Zülfü Livaneli ile Polonyalı besteci Zbigniew Preisner verildi. Zülfü Livaneli yaptığı ödül konuşmasında, “Bu akşam anladık ki İzmir’in sadece dağlarında değil, salonlarında da çiçekler açıyormuş. Gerçekten çok duygulu anlar yaşadım. İzmir her haliyle çok güzel, her haliyle farklı. Bu tematik festival de İzmir’e çok yakıştı” dedi.

Zbigniew Preisner ödülü kapanış töreninde taktim edilecek.

Gece, Rengim Gökmen yönetiminde Ahmed Adnan Saygun Senfoni Orkestrasının seslendirdiği Zülfü Livaneli film müzikleri konseriyle sona erdi.


2. İZMİR ULUSLARARASI FİLM VE MÜZİK FESTİVALİ MÜZİK TEMALI KİSA FİLM YARIŞMASI SONUÇLANDI.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Kültürlerarası Sanat Derneği işbirliği ile düzenlenen 2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali kapsamında yer alan Müzik Temalı Kısa Film Proje Yarışması sonuçlandı. Hilmi Etikan, Işıl Özgentürk, Prof. Dr. Lale Kabadayı, Nihat Durak, Tahsin İşbilen, Cumhur Bakışkan, Vecdi Sayar’dan oluşan Seçici Kurul, başvuran 67 projeyi değerlendirerek aralarından 10’unu belirledi. Kazanan proje sahipleri İzmir, İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Sakarya ve Konya illerinden katılıyor. Proje yarışmasında seçilen projeler ve yönetmenleri şunlar:

Bosna, Gece ve Müzik /Şenol Çöm
Elbet Bir Gün / Enes Yıldız
Mardin Diller ve Dinler / Elif Yiğit
Musiversalism / Orçun Buldaç
Nokta /  Hakan Gül
Notalar Susmaz / E. Kemal Mert
Playback / Onur O. Akşit
Radyodaki Şarkı / Aslı Coşar
Sessiz Senler / Nisa Nemutlubakış
Sevgili Marsias / Simge Günsan

Yarışmayı kazanan proje sahipleri 11-15 Haziran tarihleri arasında İzmir Sanat’ta düzenlenecek Proje Geliştirme Atölyesi’ne katılacaklar. Atölye katılımcılarına 5.000’er TL verilecek. Proje sahipleri, yarışmanın seçici kurul üyeleri danışmanlığında gerçekleşecek atölyenin ardından filmlerini çekecekler. Filmler tamamlanıp, önümüzdeki yılın festivalinde gösterildiğinde filmlerin yönetmenlerine ikinci bir 5.000 TL verilecek.


2. İZMİR ULUSLARARASI FİLM VE MÜZİK FESTİVALİ 10 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü destekleri ve Kültürlerarası Sanat Derneği işbirliği ile düzenlenen 2. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali, İzmir’in kurtuluşunun 100. yıldönümü nedeniyle 100’ü aşkın uzun metrajlı film içeren zengin bir programla seyirci karşısına çıkacak. Avusturya Başkonsolosluğu, Goethe Institut, Institut français, İtalya Büyükelçiliği ve İzmir İtalya Konsolosluğu, İspanya Büyükelçiliği ve Instituto Cervantes, Yunanistan Melina Mercouri Vakfı, İZELMAN ve İZFAŞ’ın yanı sıra Egepark, Cinemapink, Four Points Sheraton, Mubi destekleri ile gerçekleşecek Festivalin Düzenleme Kurulu Başkanlığını Tunç Soyer, Festival Yönetmenliğini Vecdi Sayar üstleniyor. Kültür Sanat Daire Başkanı Kadir Efe Oruç ise Festival İdari Direktörü. Festivalin bu yılki afişi ressam ve müzisyen Ayşegül Yeşilnil’in imzasını taşıyor. Festival ödül heykelciği heykeltraş Sema Topaç, festival jenerik filmi ise Bahçeşehir Üniversitesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü tarafından tasarlandı.

Festivalin açılışı 10 Haziran 2022 akşamı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Rengim Gökmen yönetiminde Ahmed Adnan Saygun Senfoni Orkestrası’nın seslendireceği Zülfü Livaneli film müzikleri konseri ile yapılacak. Festival kapsamında, 2 açık, 5 kapalı, toplam 7 mekanda gösterilecek filmlerin yanı sıra, söyleşiler, konserler ve Müzik Temalı Kısa Film Geliştirme Atölyesi yer alacak. Atölyeye katılacak 10 film bir proje yarışması ile belirlendi. Atölye katılımcılarına 5.000’er TL verilecek. Proje sahipleri Festivalde beş gün süresince Kısa Film Proje Yarışması’nın seçici kurul üyeleri Işıl Özgentürk, Tahsin İşbilen, Cumhur Bakışkan, Nihat Durak, Hilmi Etikan, Vecdi Sayar ve Prof. Lale Kabadayı’nın danışmanlığında gerçekleşecek atölyenin ardından filmlerini çekecekler. Filmler tamamlanıp, önümüzdeki yılın festivalinde gösterildiğinde filmlerin yönetmenlerine ikinci bir 5.000 TL verilecek.

15 Haziran’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde “Nosferatu”nun 100. Yılı nedeniyle, Goethe Enstitüsü katkılarıyla ‘Caz Eşliğinde Sessiz Film’ başlıklı bir gösteri düzenlenecek. Almanya’dan gelecek Küspert & Kollegen sessiz filme eşlik edecek. 19 Haziran’daki Kapanış ve Ödül töreninde ise Nino Rota Ensemble film müziklerinden oluşan bir dinleti sunacak.

Festivalin Onur Ödülleri, bu yıl ünlü film müziği bestecileri Zbigniew Preisner ile besteci- yönetmen Zülfü Livaneli’ye veriliyor. Ustalara Saygı bölümünde Alexandre Desplat ve Carlos Saura filmleri yer alıyor. ‘Anılarına’ bölümünde Metin Bükey, Mikis Theodorakis ve Nino Rota’nın müziklerini yaptığı filmler gösterilecek. Emek Ödüllerinin sahipleri ise, sinema ve müzik yazarı Atilla Dorsay ile müzik ve ses tasarımı alanındaki çalışmaları ve arşivciliği ile tanınan Necip Sarıcı olacak.

Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde 10 film yarışacak. Yarışacak filmler şunlar: 9.75 / Uluç Bayraktar, Beni Sevenler Listesi / Emre Erdoğdu, Ela ile Hilmi ve Ali / Ziya Demirel, Gölgeler İçinde / Erdem Tepegöz, Kerr / Tayfun Pirselimoğlu, Kumbara / Ferit Karol, Sardunya / Çağıl Bocut, Sen Ben Lenin / Tufan Taştan, Zin ve Ali’nin Hikayesi / Mehmet Ali Konar,  Zuhal / Nazlı Elif Durlu.

Televizyon dizilerinde müzik kullanımı da, Serdar Kalafatoğlu (besteci), Alican Sekmeç (araştırmacı yazar), Burak Göral (sinema yazarı, senarist), Elçin Yahşi (TV eleştirmeni), Nezih Ünen (yönetmen, müzisyen), Özlem Özdemir (TV dizi dergisi yöneticisi) ve Tuğçe Madayanti Dizici (sinema - TV yazarı) tarafından değerlendirilerek, bu dallardaki ‘Kristal Flamingo’ sahipleri belirlenecek. Bu dallarda ödül kazananlara da 10.000’er TL akçalı ödül verilecek.

Festivalin Özel Gösterimler bölümünde, Cem Kaya’nın  “Aşk, Mark ve Ölüm”,  Andreas Dresen’in “Rabiye Kurnaz George W. Bush’a Karşı, Giuseppe Tornatore’nin “Ennio the Maestro”, Carla Simon’un “Alcarras, Canan Gerede’nin “Aşk Ölümden Soğuktur”,  Orhan M. Arıburnu, Sami Ayanoğlu, Cahide Sonku’nun “Beklenen Şarkı”, Nisan Dağ’ın “Bir Nefes Daha”,  Derviş Zaim’in “Flaşbellek” filmleri yer alıyor.

‘100 Yıllık Efsane: Judy Garland’ bölümünde, yıldızın ünlü filmleri “Oz Büyücüsü”, “Bir Yıldız Doğuyor” ile Rupert Gould’un “Judy” adlı filmi gösterilecek. MUBI desteği gerçekleştirilecek ve filmlerde özgün müziğin önemini vurgulayan bölümde ise şu filmler yer alıyor: “Azor” / Andreas Fontana, “Benedetta” / Paul Verhoeven, “Büyük Özgürlük” / Sebastian Meis, “Cryptozoo” / Dash Shaw, “Gökyüzüne Baktığımızda Ne Görüyoruz?” / Aleksandre Koberidze, “Kuzu” / Valdimar Johannsson, “Küçük Anne” / Céline Sciamma, “Lingui” / Mahamat Saleh Haroun, “Ter” / Magnus von Horn, “Titan” / Julia Ducournau.

Hayat Bir Şarkıdır başlıklı bölümde, “Annette” / Leos Carax, “Kazablanka Ritimleri” / Nabil Ayouch, “Django - Sürgün Melodiler” / Etienne Comar, “Felicité” / Alain Gomis, “Hayatımın Şarkısı” (La Famille Belier) / Eric Lartigau, “İdol" / Hany Abu-Assad, “İsimlerin Şarkısı” / François Girard, “Keman / Francisco Vargas, “Mogul Mowgli” / Bassam Tariq, “Müzik” / Sia, “Piyano” / Jane Campion, “Radio Dreams” / Babak Jalali, “Son Konser” / Yaron Zilberman, “Stardust - David Before Bowie” / Gabriel Range, Müziğin Yıldızları bölümünde, “Bohemian Rhapsody” / Bryan Singer,  “Imagine: John Lennon” / Andrew Solt, “Kaldırım Serçesi” / Olivier Dahan, “Rocketman” / Dexter Fletcher, “Zappa” / Alex Winter filmleri yer alıyor.

Müzikaller Ölümsüzdür bölümünde, Robert Wise, Jerome Robbins’in yönettiği “Batı Yakasının Hikayesi “nin ilk versiyonu ile Steven Spielberg’in yeni versiyonunun yanı sıra, Milos Forman’ın “Hair”, Tom Hooper’ın “Cats”, Martin Scorsese’in “New York New York”, Stanley Donen, Gene Kelly’nin “Yağmur Altında” (Singin’ in the Rain) gibi ünlü filmleri gösterilecek.

Festivalin Öyleyse Dans! bölümünde Ebru Şeremetli’nin yaptığı “An Kalır” belgeseli ile dans dünyasının ünlü yıldızlarının öykülerini konu alan kurmaca yapımlar, Sesler ve Renkler bölümünde ise çocuklarınızla birlikte izleyebileceğiniz canlandırma filmleri var: Mamoru Hosoda’nın “Belle”,  Garth Jennings’in “Sing”, Lee Unkrich, Adrian Molina’nın “Coco” gibi klasikler ve son Oscar’larda yarışan iki başyapıt yer alıyor: “Encanto: Sihirli Dünya” ile “Soul”. Müziğin İzinde bölümünde bizden ve komşu ülkelerden belgeseller var: Neden Versaille? ‘EDE’ Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm, Kapıyı Açık Bırak, Maffy’s Jazz, Unkapanı: Bitmeyen Masal, Ada Sahillerinde 200 Yıl, Bu Şarkı Kimin?,  Lav Eli, Kardeş Türküler ve Zülfü Livaneli. Kısaca Müzik bölümünde ise Paris Operası tarafından yaptırılan 10 kısa film gösterilecek. Kimi kurmaca, kimi belgesel, kimi de canlandırma… Özetle, müziğin hangi türünden hoşlanıyorsanız hoşlanın, bu festival tam size göre...

Erden Kıral başkanlığında, Biket İlhan, Ebru Şeremetli,  Güldiyar Tanrıdağlı, İzzet Öz, Selen Uçer ve Selva Erdener’den oluşan Jüri, En İyi Film / Jüri Özel Ödülü / En İyi Kadın Oyuncu / En İyi Erkek Oyuncu / En İyi Özgün Müzik / En İyi Şarkı / En İyi Ses Tasarımı dallarında ‘Kristal Flamingo’ ödüllerini belirleyecek. Festivalin Büyük Ödülü 100.000 TL yapımcı ile yönetmen arasında paylaştırılacak. Diğer dallarda ödül kazananlara da 10.000’er TL akçalı ödül verilecek.